Eminim hepimiz beynimizin ne kadar fazla bilgiyi çok kısa sürelerde işleyebildiğini duymuşuzdur. Evet, beynimiz oldukça kapasiteli. Ancak her ne kadar durum böyle olsa da, bu milyon bilginin çoğu vücut reseptörlerinden gelen ve bilincimize yansımayan bilgilerden oluşuyor. Bilincimizle algılayarak öğrendiğimiz bilgiler çok ama çok küçük bir kısmı. Zaten şayet bir anda milyon tane bilincimizle algılayarak öğrendiğimiz şeyi işleyebilseydik, hepimiz birer deha olurduk. Aynı şeyi öğrenebilmek için onlarca kere tekrar etmek durumunda kalmaz, içselleştirme sürecinin zorlu süreçlerinden geçmek zorunda hissetmezdik.
Günümüz dünyasında bilgiyle o kadar iç içeyiz ki... Sosyal medya, haber siteleri, televizyon programları, kitaplar, diziler... Saymakla bitmeyecek kadar bilgi edinme kaynağımız var. Şu an okuduğunuz bu yazı da bir tür makale niteliğinde diyebiliriz, bu da bir bilgi kaynağı. Ancak, beynimiz bu kadar çok bilgiyi işleme kapasitesinden yoksun. Elbette kulağa tuhaf geliyor olabilir. Sonuçta şu ana kadar herkes beynimizin ne kadar kapasiteli, yetenekli olduğundan onu övüp duruyor. Yine de az önce dediğim gibi öyle olsaydı, herkes dahi olurdu. Demek ki böyle değil.
Çok değil, bundan 50-60 sene önce insanoğlunun bilgiye erişimi bu kadar kolay değildi. Hükümet kısıtlamasında basılan birkaç gazete ve televizyon kanalından başka çok bir kaynak yoktu.
Şimdi ise beynimize o kadar fazla bilgi pompalanıyor ki, bunların hepsini işleyip, içselleştirip, kendi görüşümüzü benimsemek imkansız hale geldi. Yaptığımız her şey, sahip olduğumuz bütün görüşler, fikirler, beğenilerimiz, tiksindiklerimiz, çoğu ama çoğu şey başkalarından aynen alıntı şekilde bünyemize kattığımız şeyler.
Kendi adıma konuşacak olursam; telefona, bilgisayara ya da başka herhangi bir bilgi kaynağına 1-2 saat erişmediğim zaman beynimin alakasız konulardan onlarca bilgiyi aklıma getirdiğine şahit oluyorum. Alakasız onlarca konudan onlarca bilgiyi işleme sürecine geçiyor, sanki hazır yeni bilgi gelmiyorken işleyebildiğimi işleyeyim gibi. Sizde de oluyor mu bilmiyorum, ama buna benzer deneyimler yaşıyor olmanız muhtemel.
Bu yüzden, kendi fikirlerimizi ve görüşlerimizi üreterek benimseyebilme adına, belki de bazı zamanlar kitap dahi okumamalıyız. Beynin bilgiye aşırı maruz kalımı sandığımız kadar iyi bir şey olmayabilir. Yani, belki diyelim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder